Translate

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Bu Blogda Ara

son moda haberlerini almak için mail adresinizi yazınız

4 Haziran 2010 Cuma

MODA,2010 MODASI,BAYAN MODASI

MODA 2010 MODASI,BAYAN MODASI

MODA,2010 MODASI,BAYAN MODASI

MODA,2010MODASI,BAYAN MODASI

MODA,2010 MODASI,BAYAN MODASI


MODA,2010 MODASI,BAYAN MODASI

MODA,2010 MODASI,BAYAN MODASI


MODA,2010 MODASI,BAYAN MODASI

23 Nisan 2010 Cuma

slimming

As we enter the summer everyone slimming, slimming look and fit to be a request. and the attenuation process usually begins in January and continues until June. Our sites are included in various weight loss methods. Long time, "hypoxi method" içersindeydik related research. Hypoxi then what? What are the characteristics of this method?
Besides talks with officials about Hypoxi been weakened when he said that based on this method of. For many people today no longer a fitness has become a lifestyle. Apart from weight loss journey, especially away from everyday worries, stress, and throwing a fit body to have a main goal. tightening and accelerating metabolism. But that cellulite, localized fat in certain areas of localized fat and is unfortunately a long and weary now gone up to leave the sport is experiencing the situation. That vacuum that was based both on my fitness he has been collected under the name hypoxi terepisinin merger. Hypoxi and fitness equipment and pleasure he has experienced in my local slimming, weight loss is achieved. Believe in Turkey by getirlmiştir group.
Hypoxi method in thin, pressure therapy devices, and this is being accelerated with the blood circulation in the region for which the person was carried out after determining that he wants to weaken him with proper exercise birleştiriliyyor hypoxi device. In short, while poor people with little effort and still has the fitness to perform the request in this process is weakened.In the four different devices with a weakened hypoxi and special clothing is used. The attenuation of the surgical procedure much better. egzersin attention and be used as a calorie diet was proper to do with the stated.

slimming

One morning, you and the mirror into your life you often, and to weight loss, excessive weight get rid of your decision aldınız.Yaptığınız diet, weight loss program, your life coach you, or weak to support every one word to literally do you sleep. In the beginning everything is going. Your weight is reduced, and the weakening of oil is going. 3 rd or 4 th week, but weakened in the process of starting a stillness. Bored as your natural life, enjoy your run. Don 't worry. This case because the normal, physiological, and expected developments. Weakened in the process because your body to activate self-protection mechanisms.
Weight loss, weight loss programs, fat loss comes from the thyroid gland slows down the first warning. The most important regulator of metabolism, thyroid gland, leading matabolik pace setter. T3 and T4 hormones secreted by your metabolic rate so that the tiny, 25 grams of endocrine glands are affected. You to be undermined, weight loss program when you start your thyroid hormone T4 to T3 conversion is impaired ability. Ultimately the main determinant of metabolic rate is reduced, the amount of T3 hormone. When the slowdown in metabolism, weight loss, weakness in the slow, sometimes coming to a standstill. After insulin, the hormone secreted by the pancreas gland that comes into play. Occurring with increasing fasting insulin sense, undermined by the process, makes it difficult to lose weight during dietary adaptation., Weight loss, weight loss is to make it fail. Ghrelin, hormones such as leptin in this process to be effective in weight loss ....


There is no weakening in the process of demoralisation. In short, the process has entered your body weight loss after a certain balance to find weight loss and fat loss starts to decrease. Weakening in the face of this physiological response should chill out, never to despair grab. Your healthy eating plan should continue to apply insisted. To speed up your metabolism is slowed down a little more exercise rather than a need to increase. Although you lose weight, slimming diets or pause lasts avoid shock, do not lead to weight loss pills. Will keep you satiated, may contribute to weight loss foods and supplements that you trust, try to find life coaches.

2010-2011 winter fashions


In these days when the weather warms up in the winter season in the forefront of the trend I want to mention one last time. Disorganized woven the hair, fedora hats, fur detail, coke more worn watches, postman-style bags, lace details, military jackets, tan-colored coat and bag, carrot pants, hair worn caps and sleeveless cape, red and dark lacquer, ruffle details , leopard, thin cotton trousers, leather jackets, jean jackets, tights, short of the pull-back in long hair .

19 Nisan 2010 Pazartesi

Kül bulutları 24 saat etkilemeyecek

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nden yapılan son açıklamaya göre, Türkiye Avrupa'yı felç eden volkanik kül bulutlarından önümüzdeki 24 saat içerisinde etkilenmeyecek.



BULUTLARIN TÜRKİYE'YE GİRİŞİNİ İLK HURRİYET.COM.TR DUYURDU

KÜL BULUTLARINI TRENLE AŞACAKLAR

'TÜRK HAVA SAHASI TEMİZ' AÇIKLAMASI

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, kül bulutları dün akşam ve gece saatlerinde Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz Kıyıları (Samsun, Zonguldak, Sinop, Ordu, Kastamonu, Bartın) ile İstanbul’un kuzey çevrelerinde 6 bin ila 10 bin metre arasındaki uçuş seviyelerinde hafif şekilde etkili oldu.

Ancak açıklamaya göre, ükemizin önümüzdeki 24 saat içerisinde kül bulutlarından etkilenmesi beklenmiyor.

Meteoroloji'den yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Ülkemizin kuzey kesimlerinde tahminlerimize uygun olarak kül bulutu yer seviyesinde etkili olmadı. Fakat ülkemiz, Afrika ve Arabistan üzerinden gelen toz taşınımından (sahra tozları) etkilendi. İzlanda kaynaklı kül taşınımı ile toz taşınımı farklı olaylardır.

Yapılan son tahminlere göre; ükemizin önümüzdeki 24 saat içerisinde etkilenmesi beklenmemektedir. Bu süre içerisinde Avrupa’nın orta ve kuzey bölümünün (İngiltere, Fransa, Almanya, Danimarka ve Rusya ) etkilenmesinin devam edeceği beklenmektedir.

Volkanik patlamaların etkisi, uydu görüntüleri ile takip edilerek, atmosferik sirkülasyon ve önümüzdeki periyotlarda üst seviye rüzgarlarının yön ve şiddetindeki değişiklikler dikkate alınarak yeni değerlendirmeler yapılacaktır."

ASİT YAĞMURU RİSKİ YOK

Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Hasan Zuhuri Sarıkaya, Türkiye'de yağan yağmur volkanik kül bulutunun içinden geçmeyeceği için asit yağmuru oluşumunun söz konusu olmadığını söyledi.

Sarıkaya, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Mehmet Çağlar ve Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seracettin Çom ile Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Hava Tahminleri Dairesi Başkanlığında düzenlediği değerlendirme toplantısında, "Yağmur yağarsa yağan yağmur, kül bulutunun içinden geçmeyeceği için zaten herhangi bir kül taşınımı veya asit yağmuru oluşumu söz konusu değil. Ancak tersi olursa yağmur bulutu yukarda, kül bulutu yere kadar inerse yağmur yağarken kül bulutunun içinden geçip içine kükürtdioksidi alırsa bunun sülfirik aside dönüşerek, asidik etkisi söz konusu olabilir. Ülkemize gelen kül bulutu, yağmur bulutlarının üzerinde olduğu için şu an böyle bir olay söz konusu değil" dedi.

SAĞLIK AÇISINDAN DA TEHLİKE YOK

Değerlendirme toplantısında Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seracettin Çom, “kül bulutlarının yağmurla birleşmesi halinde sağlık açısından sakıncalarının ne olacağının” sorulması üzerine, volkanın patlamasından bu yana Sağlık Bakanlığı ile Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün, koordineli şekilde olayı 24 saat esasına göre takip ettiğini ifade etti.

Çom, Türkiye'nin kuzey kesimlerinde görülen kül bulutlarının, yer seviyesine inmediği, üst kısımlarda olduğu ve yoğunluğunun az olduğu şeklinde tespitler yapıldığını anımsatarak, “Bu nedenle o bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın da diğer bölgelerdeki vatandaşlarımızın da endişeye kapılacakları herhangi bir durum bulunmamaktadır” dedi.

Kül bulutlarının yağmur bulutlarıyla birleşmesi ihtimali söz konusu olursa astım, bronşit, kronik akciğer, kalp rahatsızlığı olanların veya çok küçük çocukların açık havada daha az zaman geçirmelerinin tavsiye edileceğini ifade eden Çom, “Ancak ilerde atmosferin durumunun değişmesi, patlamaların devam etmesi gibi başka hadiseler olursa biz de vatandaşlarımıza ek tıbbi, önlem ve uyarılarımızı duyuracağız” diye konuştu.

Kamuoyunda gereksiz yere panik yaratılmamasını, her yağmur yağdığında kaygılanılmamasını isteyen Çom, asit yağmurlarının oluşması durumunda, açık havada bulunulmaması, kapalı mekanlarda zaman geçirilmesinin yeterli olacağını belirtti. Seracettin Çom, “Ülkemiz, sağlık açısından şu an itibarıyla büyük bir risk taşımamaktadır” dedi.

Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Mehmet Çağlar da “Ters rüzgarların esmesi halinde durum ne olacak?” sorusu üzerine, rüzgarların ters esmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.

BULUTLAR YURDA DÜN GİRİŞ YAPTI

Avrupa'da hava trafiğini felç eden kül bulutları dün Türkiye'ye girdi. Kül bulutları, Zonguldak, Samsun ve Sinop hava sahalarında 20 bin ile 30 bin feet arasındaki hava sahasının bugün saat 12.00'ye kadar uçuşlara kapatılmasına neden olmuştu.

Yetkililerin ellerindeki son verilere göre, kuzeyden yurda giriş yapan kül bulutları ülkemizi terk ederek Karadeniz açıklarına doğru çekiliyor.

Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru, dün saat 16.30'dan itibaren Karadeniz kıyılarındaki hava sahasını etkisi altına alan kül bulutlarının 23.00-02.00 saatleri arasında İstanbul hava sahasında 10 bin feetin altına indiğini ancak meteorolojik etkilerle daha sonraki saatlerde durumun değiştiğini belirtti.

Arıduru ayrıca, İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları ile Tekirdağ Çorlu Havaalanı, bölgesinde şu anda herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olmadığını, hava trafiğinin normal seyrettiğini de sözlerine ekledi.

HAVAALANLARI AÇIK

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü, Türkiye'deki hiçbir havaalanının kapalı olmadığını, gerek irtifa ayarlamaları gerekse rota değişiklikleriyle iniş kalkış trafiğine yönelik hizmetin devam ettirildiğini bildirdi.

DHMİ Genel Müdürlüğü, volkanik oluşumların, Ankara ve İstanbul hava sahaları içinde belirli bölgelerde uçuşları kısıtladığını, ancak daha sonra söz konusu hava sahalarını kuzeye doğru terk ettiğini bildirdi.

"KUZEYLİ JET RÜZGARI"

Türkiye'yi etkilemesi beklenen kül bulutlarının yönünü değiştirmesine “Kuzeyli Jet Rüzgarı"nın neden olduğu belirtiliyor. Meteoroloji'den alınan bilgiye göre “Kuzeyli Jet Rüzgarı" isimli bu rüzgar kül bulutlarını Türk hava sahasından uzaklaştırdı.

THY 570 SEFERİ İPTAL ETTİ

Avrupa hava sahasını etkisi altına alan İzlanda'daki yanardağının oluşturduğu toz bulutları nedeniyle Türk Hava Yolları (THY) bugün dahil 570 sefer iptal etti.

THY Basın Müşaviri Ali Genç, gerekli önlemlerin alındığını söyleyerek “Orta ve Kuzey Avrupa'da birçok ülke hava sahası kapandı. Açık olan Güney Avrupa'ya ek sefer düzenleyerek yolcularımızın mağduriyetini önlemeye çalışıyoruz” dedi.

İç hat, Amerika, Ortadoğu ve Uzakdoğu uçuşlarının normal olarak devam ettiğine dikkat çeken Genç, “Toz bulutları nedeniyle hava sahası kapanınca 15 Nisan'da 20, 16 Nisan'da 100, 17-18 Nisan ve bugün 150'şer sefer iptal etmek zorunda kaldık. Toplam 570 sefer iptal edildi. Gelişmeleri an ve an takip ediyoruz. Gerekli bilgilendirmeler internet sitesi, çağrı merkezleri ve satış ofisleri üzerinden yapılıyor” diye konuştu.

Yolcuların iptal edilen uçuşlarla ilgili değişikleri ek ücret alınmadan yapıldığını söyleyen Genç, “Bu konuda yolculara gerekli kolaylığı gösteriyoruz. Bilet ve tarih değişikliği için gerekli değişiklikle ücret farkı alınmadan yapılıyor. Avrupa'da gidilecek nokta eğer kapalıysa alternatif yakın bölgelere uçuş önerisinde bulunuyoruz” dedi.

AVRUPA'DA UÇUŞLARIN YÜZDE 30'U YAPILIYOR

Avrupa hava trafik güvenliği kuruluşu Eurocontrol, İzlanda'daki yanardağdan yükselen kül bulutu nedeniyle Avrupa'da bugün normal uçuş sayısının yüzde 70 oranında düştüğünü açıkladı.

Eurocontrol, Avrupa'da bugün normal uçuş sayısının yalnızca yüzde 30'unun yapılacağını, bunun 8 bin ila 9 bin uçuşa tekabül ettiğini bildirdi.

Açıklamada, normalde Avrupa'da bugün için beklenen uçuş sayısının 28 bin olduğu belirtildi.

Avrupa'da kül bulutu nedeniyle, Cumartesi ve Pazar günleri uçuşların yüzde 75'inden fazlası yapılamamıştı.

17 Ekim 2009 Cumartesi

TÜRKİYE'DE HIV TEHLİKESİ..

TÜRKİYE'DE HIV TEHLİKESİ..

Türkiye'de cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili yeterli önlemlerin alınamaması ve eğitim programlarının yeterli etkinlikte olamaması nedenleri ile HIV/AIDS büyük bir sorun olmaya başlamaktadır. Ancak ülkemizde sağlık kayıt sistemlerinin özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda yeterli çalışmaması ve hastalığın uzun süren belirtisiz döneminin olması nedeni ile gerçek rakamların bunun çok üstünde olduğu düşünülmektedir. Türkiye'de ilk olguya 1985 yılında tanı konmuş ve o tarihten başlayarak 1992 yılına kadar olgu sayılarında bir önceki yıla göre fazla artış saptanmaz iken, 1992 yılından beri olgu sayıları katlanarak artmaktadır.

Türkiye'de HIV/AIDS olgu sayılarının artma nedenleri şöyle sıralanabilir

    Ülke nüfusunun genç olması,
    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilgilerin kısıtlı olması,
    Turizm sektörünün ülkemizde giderek gelişmesi: Ülkemize her geçen gün daha fazla sayıda turist gelmektedir. Özellikle HIV/AIDS olgularının sık olduğu ülkelerden gelen turistler arasında bu hastalığa yakalanmış kişilerin bulunma olasılığı fazladır.
    Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının çok sayıda olması ve giderek artması: Özellikle yurt dışında uzun süreli kalan vatandaşlarımızın bulundukları ülkedeki hasta sayısının sıklığına bağlı olarak bu hastalığa yakalanma riski artmaktadır.
    Damar içi madde kullanımının giderek artması: HIV/AIDS bulaş yolları arasında damar içi madde kullananlar ikinci sırayı oluşturmaktadır. Damar içi madde kullananların sayılarının giderek artması HIV enfekte olgu sayılarının da artmasına neden olmaktadır.


Ülkemizde cinsiyete göre dağılımda
%73.5 erkek,
%26.5 kadın olarak saptanmaktadır.

Olguların %20'sinin sürekli yaşadığı yerin yurtdışı olduğu, toplam 57 ilden bildirim yapıldığı ve en fazla bildirimin Ankara, İstanbul ve İzmir'den olduğu bildirilmektedir.

HIV/AIDS'in Bulaş Yolları ve Korunma

Risk gruplarına göre HIV/AIDS olguları incelendiğinde:

    %46.3 heteroseksüel,
    %9.48 damar içi madde kullananlar,
    %9 homoseksüel,
    %5.5 kan transfüzyonu (%1.5 hemofili hastaları, %4 diğer) yolu ile,
    %0.85 anneden bebeğe geçiş,
    %28.1 ise bilinmeyenlerden oluştuğu görülmektedir.


%28.1 gibi büyük bir oran göstermektedir ki eksik bildirim söz konusudur ve bu da ülkemizdeki epideminin boyutunu öğrenmedeki güçlüğü gözler önüne sermektedir.

Cinsel yolla bulaşma
HIV enfeksiyonunun en önemli bulaş yolu cinsel temastır. HIV/AIDS her türlü cinsel temasla (homoseksüel, heteroseksüel, vajinal, oral, anal) bulaşmaktadır. Semen (meni) ya da kanla temasa neden olabilecek her türlü cinsel etkinlikte bulaş riski bulunmaktadır. Bu tür bulaşa bağışık hiç kimse bulunmamaktadır. Bulaş için HIV (+) kişi ile yapılan tek bir cinsel temas bile yeterli olmakta ancak cinsel temas sayısı arttıkça bulaş riski artmaktadır.

Cinsel aktiviteden bütünüyle kaçınarak ya da enfekte olmayan eşle monogamik bir ilişki sürdürerek HIV enfeksiyonunun bulaşı önlenebilmektedir. Cinsel temas sırasında prezervatif (kondom, kılıf) kullanılmasının koruyuculuğu, kondomun lateks olması, doğru ve sürekli kullanılması, yırtık ya da delik olmaması kaydıyla kanıtlanmıştır. Kadınlar için hazırlanmış olan intravajinal kondomlar da doğru ve sürekli kullanımla etkili olmaktadırlar.

Kan ve kan ürünleri ile bulaşma
Kanda virüsün yoğun miktarda bulunması nedeni ile virüsü taşıyan kişilerden alınmış kan ve kan ürünleri ile hastalık bulaşabilmektedir. 1985 yılında antikor testlerinin bulunması ile dünyanın her yerinde kan ve kan ürünlerinin hastaya verilmeden önce HIV yönünden test edilmesi zorunlu kılınmıştır. Türkiye'de 1987 yılından beri tüm kan ve kan ürünlerine ELISA yöntemi ile antikor saptandıktan sonra hastaya verilmektedir, bu nedenle kan ve kan ürünleri ile olan bulaş azalmış gözükmektedir. Ancak hastalığın pencere döneminin olması, acil durumlarda test yapılmadan kan ve kan ürünlerinin kullanılabilmesi nedenleri ile oranı çok azda olsa bu yolla geçiş bildirilmektedir. Damar içi madde kullanımı alışkanlığının önlenmesi, tedavi edilmesi, kullanılıyorsa ortak enjektör kullanımı risklerinin anlatılması bu grup hastalarda HIV bulaş riskini azaltmaktadır. Bazı Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri'nde devlet tarafından temiz enjektör dağıtım programları uygulanmakta ve çalışmalar önemli ölçüde başarı sağlandığını bildirmektedir. Gelişmiş ülkelerde enjektör paylaşımının azaldığı, steril iğne satın alınışında ve iğne temizleme işlemlerinde artma gözlendiği saptanmaktadır.

Anneden bebeğe bulaşma
HIV gebelik süresince, doğum sırasında ve postpartum (doğum sonrası) dönemde emzirmekle bebeğe geçebilmektedir. Bu oran %20-30'dur. Ancak HIV (+) anneye gebeliğinin son üç ayında, doğumdan sonra da bebeğe antiretroviral tedavi başlanır ve elektif sezaryen uygulanırsa bu oran %8-10'lara düşebilmektedir.
Perinatal(Doğum sırasında) geçişte korunmada önemli olan öncelikle HIV prevalansı(görülme sıklığı) yüksek olan bölgelerde doğurganlık yaşındaki ve HIV enfeksiyon riski olan kadınlara hastalığı öğretebilmektedir. Eğer kadın HIV (+) ise doğum kontrol yöntemleri öğretilmeye çalışılmaktadır. Buna karşın gebe kalan HIV (+) kadınlara erken dönemde kürtaj yapılması pek çok ülke tarafından kabul edilmektedir. Eğer anne adayı bebeği doğurmak istiyorsa gebeliğin son üç ayında anneye, doğumdan sonra da bebeğe antiretroviral tedavi başlanmakta ve hasta yakın izleme alınmaktadır.

Sağlık personeline bulaşma
Sağlık personeline kan ile kontamine olmuş (bulaşmış) vücut sıvılarıyla temas sonucunda HIV'nin geçişi olanaklı olabilmektedir. Kontamine iğne batmasını izleyen serokonversiyon riski %0.3 iken, mukoza ya da derinin kanla kontamine vücut sıvılarıyla teması sonucunda serokonversiyon riski çok daha düşüktür. Sağlık personeli öykü ve fizik inceleme ile enfekte hastaları ayırt etme olanağına sahip olamadıklarından korunmak için tüm hastaların kan ve diğer vücut sıvılarını potansiyel enfekte kabul ederek evrensel önlemlere uyarak çalışmalıdırlar.

Ülkemizde henüz sayıları bini bulan HIV enfekte olgular için hasta sayıları milyonları bulan ülkelerden örnek alarak, sayıların daha da artmasını engellemek için çalışmalarımızı artırmalıyız. HIV infeksiyonunun bulaş yollarını bilmek, korunmayı öğrenmek, öğretmek ve davranış değişikliğinde bulunulmasını sağlamak, HIV/AIDS'li hastaları toplumdan dışlamadan hep birlikte elele vererek yaşamakla bu hastalığa karşı savaşım verebiliriz.

SABAHLARI SEKS YAPIN

SABAHLARI SEKS YAPIN

Metabolizması saat başı değişen insanın seks için en uygun
zamanı, bilinenin aksine gece değil, sabah saatleri...

İnsanın metabolizması 24 saat içinde sürekli değişim gösteriyor. Biyologlar ve farmakologların 'kronobiyoloji' adını verdikleri bu durum, kişinin duygusal hayatında da farklılıklara neden oluyor. Örneğin, sabah çok enerjik, sevgi dolu,aşk cıvıltıları ile doluyken, akşam verimlilik ve motivasyon en aza düşebiliyor. 'Kronobiyoloji'ye göre seks için en iyi zaman, sabah saat 08.00 olarak açıklandı.

Kronobiyolojik saat


06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Metabolizma hareketlenir, o günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur.

08.00 Bu saat cinsel yaşamınız için en iyi zamandır. Çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. Romatizması olanlar organlarındaki ağrıyı daha kuvvetli hissederler.

11.00 Vücudumuzun tam formunda olduğu bir saattir. Kalp ve dolaşım o kadar zinde durumdadır ki, yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk dahi gözden kaçabilir..

13.00 Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik tüm gün ortalamasının %20 aşağısındadır. Bütün organlar en alt düzeyde çalışır.

15.00 Yeni işlere hazır olun, enerjimiz geri gelmiştir. Belleğimiz tam formundadır. İkinci kez verimliliğe yaklaşırız, ama bu verimlilik sabahkinden azdır.

20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşer ve kirli kan kalbe, her zamankinden daha fazla akar. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalıdırlar.

21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Davetleri sevenler dikkatli olmalıdırlar..

23.00 Organizma, gün boyunca aktif bir şekilde faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durdurur. Bu saatte sakinleşiriz.

24.00 Uyuduğumuz sırada deri hücreleri durmadan çalışır, gündüz olduğundan daha sık bölünürler. İlk rüya safhası başlar.